"en basini dusunsem... taa ilk sozcugumu soyledigim yeri ve zamani... hatirlamiyorum. sanirim unuttugum en anlamsiz zamanlar. sebebini biliyorum...
hayati anlamlandiracak "sozcukler" lazim. turk dil kurumu ya da herhangi bir "sey"in karisamayacagi. tek harfinin sesiyle sana butun evreni gezdirecek sozcukler. sadece seni ve sozcugun kendisini...
aldigin ilk nefes degildir, hayata baslaman. ona bagirdigin ilk "ses"tir bence. ilk kez butun askini, butun nefretini ya da butun dusunduklerini anlatan sesi cikarmandir. zamanla buyuyen, gelisen duygularinin seni icine soktugu kaos ise; sozcuklerdir.. karmasik, sacma, anlamli, guzel, kotu ve"sen" olan duygulari ayni anda yasamanin yarattigi saskinlik...
bir ya da iki ses verirsin her birine. sonra bir seferde [aslinda imkansizdir ama] daha cok duygunu anlatirsin diger bir insana. ve simdi buymussundur iste. "konusmak" denen aksiyonu gerceklestirdigine gore...
hepsine o kadar basit gelirki bu, bilincsizce tuketirler duygularini... ve hic birsey kalmaz ellerinde. simdi "hayat ne kadar anlamsiz" dir onlar icin...
tuketilmis guzelliklerle dolu hayatim. her gun hepsini yeniden yasamaktan biktigim, sevimli, masum, anlamsiz guzellikler. ama hayat anlamsiz degil. yeni sozcukler lazim bana. elinden tutup ya da kuyruguna takilip, butun gece ay isigi altinda ucabilecegim. yenilerini bulma umudum, belkide "hayatimin en guzel zamanlari" diyebilecegim anlari bana yasatacak sozcuklerin hayalini kurmam, yalandan da olsa hayatimi anlamlandiriyor. ama kendimi kandiriyorum...
en basini dusunsem simdi. taa ilk sozcugumu soyledigim yeri ve zamani... hatirliyorum. ne kadar anlamsiz zamanlar... sebebini biliyorum bu anlamsizligin. ve umudumun yalnizliginin. ama anlatamam. cunku oluler konusamaz... bir sozcuk onalara dirilmesini emredene kadar..."
ne zaman yazdigimi hatirlamiyorum bunu. ama oludukca eski sanirim. cunku hep uc nokta (...) yapmisim. henuz noktalardan birisi kayip degilken..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder